Yirmi yaş dişleri ne zaman sorun çıkarır?
Yirmi yaş dişleri, ağız içinde dişlerin dizildiği sıranın arka ucunda yer alan üçüncü büyük azı dişleridir ve çoğunlukla 17 ile 25 yaş arasında sürmeye başlar. Herkeste dört tane bulunmayabilir; bazı kişilerde hiç oluşmaz. Çene kemiğinde yeterli yer olduğunda ve düzgün sürdüklerinde diğer azı dişleri gibi işlev görebilir, temizlenebildikleri sürece sorun çıkarmayabilirler. Ağızda sürecek son dişler oldukları için, diş sırasında onlara ayrılacak alan çoğu zaman sınırlı kalır.
Sorunların büyük kısmı, dişin sürmek için yeterli yer bulamamasından kaynaklanır: diş tamamen kemik içinde kalabilir (gömülü), yarı sürmüş halde kalabilir ya da öndeki dişe doğru yatık konumlanabilir. Yarı sürmüş dişlerin üzerini örten diş eti kapağının altına yiyecek artıkları ve bakteri birikebilir; bu durum perikoronit adı verilen ve tekrarlayabilen bir iltihaba yol açabilir. Perikoronit özellikle bağışıklığın zayıfladığı yorgunluk ve hastalık dönemlerinde alevlenebilir; tedavi edilmezse iltihap yanak ve boğaz çevresindeki dokulara yayılabilir. Dişin konumunu ve kökünün çevre yapılarla ilişkisini ağız içinden görmek mümkün olmadığından, değerlendirmede röntgen belirleyici rol oynar.
Arka bölgede şişlik ve hassasiyet, ağız açmada kısıtlılık, ağızda kötü tat ya da koku, yutkunurken ağrı ve bazen hafif ateş, yirmi yaş dişi kaynaklı iltihabın belirtileri arasında sayılabilir. Yatık duran bir yirmi yaş dişi, önündeki ikinci büyük azı dişinin arka yüzeyinde çürüğe ya da diş eti cebine neden olabilir. Nadiren gömülü dişin çevresinde kist gibi oluşumlar da gelişebilir; bunlar çoğu zaman herhangi bir şikâyet yaratmadan yalnızca röntgende fark edilir. Bu belirtiler bazen kendiliğinden hafifleyip birkaç hafta ya da ay sonra yeniden ortaya çıkabilir; tekrarlama sıklığı, hekiminizin çekim kararında dikkate aldığı bilgilerden biridir.
Bir yirmi yaş dişinin çekilmesi gerekip gerekmediğine, muayene ve panoramik röntgen gibi görüntülemeler değerlendirilerek karar verilir. Güncel yaklaşımda belirti ya da hastalık oluşturmayan gömülü dişler her zaman çekilmez; bazı durumlarda düzenli kontrolle izlemek de bir seçenektir. Tekrarlayan iltihap, komşu dişte hasar, onarılamayacak çürük veya kist gibi durumlarda ise çekim gündeme gelebilir. Kararda kişinin yaşı, genel sağlık durumu, dişin konumu ve şikâyetlerin ne sıklıkla tekrarladığı birlikte göz önünde bulundurulur; dişin sinir kanalına yakın olduğu durumlarda hekim ek görüntüleme de isteyebilir.
Çekim genellikle lokal anestezi altında yapılır; dişin konumuna göre basit bir çekim olabileceği gibi, diş etinin açıldığı ve dişin gerekirse parçalara ayrılarak alındığı cerrahi bir işlem de gerekebilir. İşlem sonrasında birkaç gün şişlik, hassasiyet ve ağız açmada zorlanma görülebilir. Alt yirmi yaş dişlerinde, dişin sinire yakınlığına bağlı olarak dudak ya da dilde geçici, nadiren kalıcı his değişikliği gibi riskler vardır; hekiminiz bunları işlem öncesinde sizinle konuşur. İşlemin ne kadar süreceği ve iyileşmenin seyri de dişin konumuna göre değişir; basit çekimlerde iyileşme çoğunlukla daha kısa sürer.
İşlemden sonraki ilk gün bölgeyi çalkalamamak, oluşan pıhtıyı korumak, sigara içmemek ve hekimin önerdiği ilaçları düzenli kullanmak iyileşmeyi destekler. Ağrının birkaç gün içinde azalması beklenir; azalacağı yerde artması ya da kötü koku gelişmesi, kuru soket adı verilen bir sorunun işareti olabileceğinden hekiminize başvurmanız gerekir. Dikiş atıldıysa alınma zamanı ve kontrol randevusu da size ayrıca bildirilir. İlk günlerde yumuşak ve ılık yiyecekleri tercih etmek, çekim bölgesine dil ya da parmakla dokunmamak ve ağır egzersizden kaçınmak da önerilen önlemler arasındadır.
- Arka dişlerde tekrarlayan şişlik ya da ağız açmada kısıtlılık varsa muayene olun.
- Yarı sürmüş dişin çevresini yumuşak bir fırça ve ara yüz temizleyicileriyle dikkatle temizleyin.
- Hekiminiz izlem önerdiyse kontrol röntgenlerini aksatmayın.
- Çekim sonrası ilk gün ağzınızı çalkalamayın ve pipetle içmeyin.
- İyileşme döneminde sigaraya ara vermek pıhtının korunmasına yardımcı olur.
- Ateş, artan şişlik veya yutma güçlüğü olursa beklemeden hekime başvurun.
Bu bölümdeki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; size uygun yaklaşım muayene sonrasında hekiminizle birlikte belirlenir.